26/8/2009

Fırtınalı Ev.....( düşündürücü bir kıssa )

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik   satın
almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.Ama ne yakındaki
köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu.
Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, 'burası fırtınalıdır,
siz de vazgeçseniz iyi olur' diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın
haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi çiflik sahibi.
'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim.'
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.
Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de
görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar...

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina
çatırdıyordu.

Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:
'Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi
yapalım.'
 
Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı:
 
-Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya!

Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak
olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.Dışarı çıktı, saman
balyalarına koştu:

-A aa!
 
Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca
bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş,
ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı
kapatılmıştı.
 
Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı.
Fırtına uğuldamaya devam ediyordu.

Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı : Fırtına çıktığında
uyuyabilirim :)
 
İşinizi iyi biliyorsanız...
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), manen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız...
 
Fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz... :))



Hayatınız boyunca;
KIZGINLIKLA KARAR ALMAYIN,
MUTLULUKTAN UÇTUĞUNUZDA SÖZ VERMEYİN.
İKİSİ DE SARHOŞLUKTANDIR...

20/8/2009

babalara... annelere....

Dinle oğlum: Bunları sen küçük ellerinden biri çenenin altında
yumruk olmuş, sarı saçların terden ıslanmış, alnına yapışmış
bir halde uyurken söylüyorum. Odana gizlice, tek başıma girdim.
Sadece birkaç dakika önce, kütüphanede oturmuş gazetemi
okurken, güçlü bir pişmanlık dalgası her tarafımı sardı.
Suçluluk içinde kalkıp, yatağının başucuna geldim.
Düşündüklerim şunlardı oğlum: Sana kızmıştım. Okula gitmek için
hazırlanırken, yüzünü havluyla şöyle bir sildin diye sana bağırmış,
ayakkabılarını temizlemediğin için seni azarlamıştım.
Eşyalarını yere attığın için öfke içinde haykırmıştım.
Kahvaltıda da hata buldum. İçeceklerini etrafa sıçrattın,
yiyeceklerini alel acele yedin. Dirseklerini masaya koydun,
ekmeğine tereyağını çok kalın bir tabaka halinde sürdün. Sen
oynamak, ben de trene yetişmek için çıkarken, bana döndün,
elini salladın ''Güle güle baba'' dedin. Ben ise irkildim ve
''omuzlarını dik tut'' cevabını verdim.
Öğleden sonranın geç saatlerinde herşey yeniden başladı.
Eve gelirken seni dizlerinin üstünde eğilmiş, misket oynarken
gördüm. Çoraplarında delikler vardı. Seni arkadaşlarının önünde,
benimle eve gelmeye zorlayarak aşağıladım. Çoraplar çok
pahalıydı ve eğer parası senin cebinden çıkıyor olsaydı,
daha dikkatli olurdun. Bir düşün oğlum, bunlar bir babanın lâfları.
Daha sonra, ben kütüphanede okurken, gözlerinde
acı dolu bir bakışla nasıl çekingen çekingen içeri girdiğini
hatırlıyor musun? Gazetenin üstünden, rahatsız edilmiş
olmanın verdiği sıkıntıyla sana baktığımda, kapıda durakladın.
Ben ise ''ne istiyorsun'' diye kükredim.
Hiç birşey söylemedin ama aceleyle bana doğru koştun, kollarını
boynuma dolayıp beni öptün. Küçük kolların Tanrı'nın yüreğine
yerleştirdiği, sana yaptıklarımın bile solduramadığı o büyük sevgiyle
boynumu sıkıyordu. Sonra koşa koşa merdivenlerden çıkıp gittin.
Evet oğlum, bundan hemen sonra gazetem ellerimden kaydı ve
müthiş bir korku her yanımı sardı. Adetlerim bana neler yaptırıyor?
Hata bulma adetim, azarlama adetim. Sana bir çocuk olduğun
için verdiğim ödül bu mu? Seni sevmediğimden değil
ama bir çocuktan çok fazla şey beklemiştim.
Seni kendi ölçütlerimle değerlendirmeye kalkıyordum.
Oysa karakterinin o kadar iyi o kadar güzel yanları vardı ki.
Küçük yüreğin, dağların ardından söken şafak kadar büyüktü.
Ve bunu gelip bana iyi geceler öpücüğü vererek gösterdin.
Bu akşam başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta
yatağının başucuna geldim ve utanç içinde diz çöktüm.
Bu çok yetersiz bir af dileme çabası. Bunları sana sen
uyanıkken söylersem anlamayacağını biliyorum.
Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle dost olacak, sen
acı çektiğinde bende çekecek, sen güldüğünde ben de güleceğim.
İçimden kötü sözler etmek geldiğinde dilimi ısıracağım.
Sonra kendime hep şu sözleri söyleyeceğim:
O sadece bir çocuk, küçük bir çocuk.
Korkarım seni sanki bir yetişkinmişsin gibi gördüm.
Ama şimdi seni yatağında dertop olmuş, yorgun, uyurken
görüyorum da oğlum, hâlâ bir bebek olduğunu anlıyorum.
Daha dün başını omzunun üstüne koyduğun anneciğinin
kucağındaydın. Senden çok fazla şey bekledim, çok fazla...
 
W. Livingston Larned

Not : Aslında bu yazı babalara söylenmiş gibi görünse de annelerinde çıkaracağı dersler o kadar çok ki, çocuklarımızı en mükemmeli olmasını istiyoruz.Yemeklerini düzgün yesin, çok gürültü yapmasın,  oyuncaklarını toplasın, kurallara uysun, sokakta koşturmasın, yaramazlıklar yapmasın...işte unutuyoruz onun çocuk olduğunu,  aslında bu tavırlarımızdan hem çocuklar sıkılıyor,  hem biz başaramayınca strese giriyoruz.. Bugün sütünümü içmedi, yumurtasını yemedimi,  tamam bir üzüntü sebebi,  kendimiz yemeden içmeden kesiliyoruz. Böyle yapmayın der herkes, "aç olursa yer", "bir vakit acıkacak",doğru ama, anne yüreği dayanamıyor işteUtanmis

17/8/2009

ve ben


08,12,1977 Almanya doğumluyum. Tarihten anlaşıldığı gibi tipik bir yay burcuyum. İzmir Gültepe Turgutreis ilkokulunda ( eşimle aynı sınıftaydık, nerden bilebilirdim; bir yastıkta kocayabileceğimiziDil çıkar ), Konak imam hatip lisesinde ortaokulu, Bornova kız meslek lisesinde gıda kontrol bölümünde lise 1, annemin isteğiyle (  zoruyla) Yenişehir Sağlık M. L. laboratuvar bölümünü bitirdim. İyiki de okumuşum, annemi dinlemişim, şu anki işim o okul sayesinde .. Ege ünv. biyoloji - mikrobiyoloji anabilim dalını bitirdim ve çok şükür hemen işe girdim..


2002 yılında ilkokul arkadaşımla evlendim. 2005 mayıs ta  yavrumuz, canımız, oğlumuz, keremim doğdu. 2007 ekim de yavrum, kuzucum, mehmet erdemim doğdu.

İzmir - Manisa - Çanakkale derken en son olsun ( inş.) Ankara ya yerleştik..

14/8/2009

Hoşgeldiniz...


Eğlenceli, yeri geldiğinde hüzünlü, adını siz koyun.. hayatımdan izler bulacağınız, yaşanmış anılar ya da yaşanılacak hayaller hepsi bu sayfalarda hayat bulacak...


Ben, AYGÜL

İçinizden biri...


Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı